PAYLAŞ

Bulgar yetkililerin seçimden önceki son mesai günü getirdiği yeni bir uygulamayla seçmenlerin Bulgarca ve Kiril Alfabesi kullanılarak kendi el yazılarıyla doldurmaları gereken seçim beyannamesini, herhangi bir yardım almaksızın ve kesinlikle seçim anında ve seçim kurulu önünde doldurması zorunluluğunu getirmiştir. Bu yeni uygulama gereğince tek bir harf hatası dahi sandık yetkilileri nezdinde formu geçersiz kılmış, yetkilileri tekrar doldurulmak üzere formu seçmenlere iadeye sevk etmiştir. Ayrıca, seçmenler salonlara kapılar kapatılarak tek tek sokulmak suretiyle uzun kuyruklar oluşmasına sebebiyet verilmiş, oy verme süreci bilinçli ve sistematik bir şekilde yavaşlatılmış ve kimi yerlerde seçmenler ortalama ancak iki saat bekletildikten sonra bir oy kullanabilmişlerdir. Bu uygulamalara itiraz edildiğinde ise yetkililer itirazlar devam ettiği takdirde sandıkları kapamakla seçmenleri tehdit etmişlerdir. Büyük zorluklarla oy kullanan az sayıdaki seçmenin oyları da çok basit ve komik gerekçelerle ve Bulgaristan Merkez Seçim Kurulunca belirlenen kriterler göz ardı edilerek oldukça keyfi biçimde yüzde otuz oranında iptal edilmiştir. Diğer bir keyfilik ise Türkiye’de seçmenlerin oy kullanma süreci tamamlanmadan Bulgaristan’daki basın yayın kuruluşlarının seçim sonuçları ile ilgili anket ve sandık sonuçlarının açıklamasına izin verilmesi olmuştur.

Bu uygulamalar oy verme sürecinde katlanılması güç gecikmelere sebebiyet vermiş ve seçmenlerin neredeyse yüzde seksenini oy kollanmaktan men etmiştir. Seçmenlerin mecburi seçim beyannamesi doldurması zorunluluğu ise bütün demokratik sistemlerin en temel yapı taşı olan oy verme faaliyetini sekteye uğratmıştır. Avrupa Birliği üyesi olan Bulgaristan’ın yetkilileri tarafından icra edilen bu uygulamalar ne yazık ki akıllara Jivkov dönemini getirmiştir: Seçmenler oy verme haklarından yasal görünüm altında gayri meşru bir şekilde mahrum bırakılmışlardır. Demokrasi görünümü altında faşizan bir muameleye maruz kalmışlardır.

Bu uygulamaların Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının Bulgaristan parlamenter seçimlerinde oy kullanmasını engellemeye yönelik olduğu aşikârdır. Benzer bir uygulamaya kısa süre önce Türkiye’den oy kullanmak üzere Bulgaristan’a geçmeye çalışan Bulgaristan vatandaşlarının sınır kapısında yollarının kesilmesi örneğinde de şahit olunmuştur. 1989 yılında Bulgaristan Devleti’nin asimilasyon politikalarına ve zorunlu göçe maruz kalan Bulgaristan Türkleri olarak biliyoruz ki bütün bu uygulamaların amacı, Bulgaristan Türklerinin ve Müslümanlarının meşru demokratik bir sistemde oy vermek suretiyle yer alarak haklarını savunmalarına mani olmaktır. Bu şartlar altında ne seçimi kazanan siyasi partilerin ne de Bulgaristan seçimlerinin meşru addedilmesi mümkün değildir.

170.000 seçmenin olduğu Türkiye’ye Bulgaristan’ın 35 sandık tahsis etmesi demokrasiye aykırıdır. Sandığa ulaşamayan seçmenlerin oyları kadar haklarını da gasp etmiş olan Bulgaristan yetkilileri ve siyasi partileri insan hakları ihlâli yapmıştır. Bu haksız temel üzerine kurulacak hükümet de hiçbir koşulda meşru olamaz. Haklarını sandıkta savunma imkânı verilmeyen Türk toplumu mahkemeye giderek seçim sonuçlarına itiraz edenlerden olacaktır. Bulgaristan idaresi gibi gayri meşru yollara sapanlardan olmayacaktır.

İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Adına

Prof. Dr. Ayşe KAYAPINAR-Genel Başkan

PAYLAŞ