PAYLAŞ

İzmir Valiliği(BHİ) Türkiye ile Bulgaristan arasında gerçekleştirilen Gençlik Zinciri kapsamında İzmir’e gelen lise öğrencileri İzmir Valisi Mustafa Toprak’ı makamında ziyaret etti.

 Yurtdışı Türkler Ve Akraba Topluluğu Başkanlığı İzmir Koordinatörü Dr. Fırat YALDIZ;  “Sayın Valim, bizleri kabul ettiğiniz çok teşekkür ederim. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olarak soydaş ve akraba topluluklarımıza yönelik proje çağrısına çıktık, oradaki soydaş gençlerimizin anavatanla, ana dille ilişkilerini güçlendirmek amacıyla bu çağrı kapsamında da İzmir’deki Balkan dernekleri içerisindeki en güçlü derneklerden biri olan Bal-Göç derneğimiz bir proje hazırladı bize.

 Türkiye-Bulgaristan Arasında Gençlik Kökleri Zinciri adı altında başkanlığımızca da çok beğenildi bu proje ve dolayısıyla bu projeye finansal ve kurumsal destek verdik. Dernek yönetim kurulumuzla birlikte güzel bir proje hazırladılar. Güney Bulgaristan’da Kırcaali ve Hasköy bölgesinde yaşayan lise ve az sayıda da üniversite öğrencisi kardeşlerimizden oluşan soydaş çocuklarımızı Türkiye’ye getirdiler. Çanakkale’den başladı program, şehitlik gezisinin ardından İzmir’e geldik dün. Ege Üniversitesinin ve Kâtip Çelebi Üniversitelerimizi rektörlerimizi ziyaret ettik, bir şehir turu oldu ve fuara gitti kardeşlerimiz. Bugün bir de körfez turu oldu. Hem kültürel, hem tarihi anlamda seminerlerimiz oldu.

Bugün de siz zatıâliniz öğrencilerimizi, kardeşlerimizi kabul ederek bizi onurlandırdınız Sayın Valim, çok mutlu olduk. Dolayısıyla kardeşlerimizin anavatanla, anadille ilişkilerini daha da güçlendirmek ve belki gelecekte Türkiye de eğitim almalarını sağlamak amacıyla da bu projeyi biz de çok önemsiyoruz. Şahsınızda bize her türlü kolaylığı sağladığınız için size de çok teşekkür ediyoruz Sayın Valim. Ayrıca da böyle bir proje hazırladığı için sivil toplum kuruluşumuzu da huzurunuzda şükranla karşılıyorum.

Ziyaret sırasında konuşan İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fahriye Ersoy ise; bu tür projeleri daha önceki yıllarda kendi derneğimiz çatısı altında, kendi imkânlarımızla gerçekleştirmiştik ama tabii ki devletin imkânları çok daha fazla, çok daha güzel ortamda, çok daha farklı etkinliklerle bunu yapma fırsatı verdiği için biz devletimize teşekkür ediyoruz. Çocuklar adına da çok teşekkür ediyorum. İnşallah bu proje devam edecek. Ayrıca sorunlar Bulgaristan’da devam ediyor. Türkçe eğitimi yerine şu anda İngilizce ana seçmeli ders olarak okutuluyor. Veliler İngilizceyi tercih ediyor, Türkçeyi nasıl olsa bizim çocuklarımız biliyor diyorlar. Oysa Türkçenin gerçekten ders olarak okutulması gerekiyor. Ben de sadece 8. sınıfa kadar Türkçe dersi gördüm, Lisede de edebiyat dersleri görmedim. Onun eksikliğini şahsen yaşıyorum. O yüzden ben orada Türkçe dersinin görülmesini, okullarda okutulmasını istiyorum.

Milletvekillerimizle bunu sürekli konuşuyoruz ancak bir türlü meclisten karar çıkmıyor. O yüzden ne yapmamız gerekiyor? Sivil toplum örgütleri olarak el atmamız gerekiyor. Bu durumda gerekirse çocuklarımızı yaz aylarında gruplar olarak buraya getirelim. Dün yapmış olduğumuz görüşmeler çerçevesinde Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörümüz dedi ki; getirin çocuklarınızı bizim üniversitemizde yaz aylarında ders verelim dediler. Ege Üniversitemiz de aynı şekilde. İnşallah gelecek yıl için şimdiden planlarımızı yapacağız. Bulgaristan’daki çocuklarımızı bu şekilde getirip burada Türkçe dersi verme imkânına sunacağız. Gelecek yıldan itibaren yaz aylarında daha kapsamlı bir şekilde öğrencilerimizi getirelim diyoruz. “ dedi.

Kültür, Din, Dil, Tarih Birliği, İnanç Birliği Önemlidir

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Toprak; “Ben de çok teşekkür ederim size, gençlerle bizi buluşturduğunuz için. Sizlere de hoş geldiniz demek istiyorum değerli gençler. Bulgaristan yaşadığınız vatan olmak üzere burası da anavatan ya yavru vatan fark etmez, vatanınızın bir parçası. Çünkü bizleri biz yapan değerlerin kültür, din, dil, tarih birliği, inanç birliği önemlidir. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde, ne olursa olsun bizi biz yapan değerlere sahip çıktıkça birbirimize tutunabiliriz, birbirimizi koruyabiliriz ve geleceğe gidebiliriz. Dolayısıyla sizlerin Bulgaristan’da iyi bir şekilde yetişmeniz, ama yetişmeyle birlikte sizleri var eden o değerlerinizle birlikte var olmanız ve onları kaybetmeden geleceğe yürümeniz de her şeyin ötesinde diye düşünüyorum.

Bu maksatla Yurtdışı Türkler ve Avrupa Toplulukları Başkanımıza, koordinatörümüze, Bal-Göç’e ve değerli çalışma arkadaşlarımıza da çok teşekkür ediyoruz. Bulgaristan’da da katkı sağlayan sizler, öğretmen birliğine ve diğer arkadaşlarımıza, gençlerimize, böylesi güzel bir projenin paydaşı olarak bugün buradasınız. Bu güzellikleri hep birlikte yaşıyorsunuz. Teşekkür etmekten öte bizim de herhalde bu konuda yapmamız gerekenler olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldunuz.

Hiçbir Dil Anneden Aldığın Dilin Üzerine Çıkmaz ve Anadil Yerine Geçmez

Şüphesiz ki Bulgaristan’da Bulgaristan devletinin kurallarına göre yaşıyorsunuz, bununla bir problemimiz yok ama orada bir Türk olmanın, geçmişimizi geleceğe taşımanın da mecburiyeti içerisinde olduğumuzu bir kez daha ifade etmek durumundayız. Şöyle bir şeyi de anlatmak istiyorum; bir dilin insanlar üzerinde gelecekle bağlantı noktasında ya da mevcut durumda bir ana dilin ne manada önem taşıdığı önemlidir. Anadilin, anne dilinin yerine hiçbir dil ne kadar vakıf olursan ol mümkün değil yeterli değildir. Onun için bizim kültürel birliğimizin, değerimizin de yerine başka bir kültürün geçmesi mümkün değil. Dolayısıyla din, dil, kültür, tarih ve ailemizden geçen gelenek, değerlerimiz bizim için bir ve beraber olmanın ortak mihenk noktasıdır net. Onun için tüm bu güzellikleri yaşama adına şüphesiz ki bulunduğumuz ülkedeki dili de çok iyi bileceğiz, ilave üzerine diller varsa onları da bileceğiz ama asla ve asla bizi var eden anadilimizin unutulmasına müsaade etmeyeceğiz. Hangi olumsuz şartlarda olursak olalım. Bu manada bu ziyareti ben anlamlı ve önemli buluyorum ve bu projenin çok güzel bir proje olduğunu da düşünüyorum.

Bizi Var Eden, Birbirimize Bağlayan, Bizi Değerli Kılan Değerlerimizdir.

Ayrıca oradan Türkiye’ye gelmek isteyenler de şüphesiz ki olacaktır. Hemen orayı terk edip gelelim demeyelim. Oralarda da ihtiyaç var, oralar da ata toprağı. Ne kadar zorda bulunursak bulunalım oralarda da bulunacağız ve geçmişten aldığımız bayrağı bundan sonra da dalgalandıracağız o ülkenin kural, kaidesi içerisinde. Bu da önemlidir, bu güzelliği de yaşamamız lazım. Bizim şu anda 4 Milyon 100 Bin nüfusumuz var, yani Bulgaristan’ın yarısından fazla İzmir’de nüfus var.

Bizim nüfusumuzun yaklaşık 1 milyonu Balkan göçmenlerinden oluşuyor. Balkanlardan gelen soydaşlarımız buradalarmış oraya gitmişler, oradalarmış buraya gelmişler. Mübadele, değişim, oradaki sıkıntılar vesaire. 1 Milyon kişi az değil. Bunun içerisinde Bosna Hersek’ten, Kosova’dan, Makedonya’dan, Bulgaristan’dan, Romanya’dan, Arnavutluk’tan, Yunanistan’dan da olmak üzere her bir yerden insanlarımız var burada ve güzellikler içerisinde yaşıyorlar. Orada da akrabaları var orada da güzellikler içerisinde yaşıyorlar. Ama orada kalıp bizim varlığımızı da devam ettirmemiz önemlidir. Bu manada sizler de inşallah iyi bir eğitim ve tahsil alacaksınız. Belki bir kısmınız Türkiye de okuma imkânı bulabilecek, belki bir kısmınız Bulgaristan’da, belki başka ülkelerde olacaksınız ama sizi var eden, değerli kılan değerlerinizi hiç unutmamanız gerekiyor. Biz buradaysak bizim de unutmamamız gerekiyor. Çünkü bizi var eden, birbirimize bağlayan, bizi değerli kılan değerlerimizdir.

Hedefimizi yüksek tutup bulunduğumuz ülkelerin Belediye Başkanı, milletvekili, devlet başkanı, ticaret erbabı, iş adamı, Kaymakam, bilim adamı, olmak için de çalışmalıyız

Kültür bağlarımızı yaşatmak zorundayız. Bakınız ben burada gelen göçmen arkadaşlara da öyle söylüyorum. Şimdi İzmir’in 4 milyon nüfusu, var 1 Milyonu Balkanlardan gelen göçmenlerimiz, 1 Milyonu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden gelenler, 1 Milyonu İzmir’in ilçelerinden ve İzmir’de olan nüfus ve 1 Milyonu da Aydın’dan, Denizli’den, Uşak’tan, Muğla’dan, çevredeki illerden gelen nüfus. Yani 4 Milyonu böylece tasnif ediyoruz ve buradaki 4 Milyon 100 Bin kişi İzmir’in daha iyi şartlara gelmesi için alın teri döküyorlar, üretiyorlar, katkıda bulunuyorlar. Adı İzmir, soy ismi İzmir, hepsi İzmirli o manada söylüyorum. Geldikten sonra biz bulunduğumuz ülkenin gelişmesi, kalkınması için çabalıyoruz. Mesela Kosova’dan, Arnavutluk’tan gelen çok sayıda vatandaşlarımız var. Aynen Makedonya’dan, Bosna Hersek’ten, Bulgaristan’dan, batı Trakya’dan, Romanya’dan gelenler gibi hepsi o gelmiş olduğu yerlerdeki kültürel birliği burada yaşıyorlar. Dernekleriyle, vakıflarıyla aynen Balkan Göçmenleri derneğimizin burada yaptıkları gibi bir taraftan da bulunduğu yere katkıda bulunuyorlar.

Şimdi sizler de Bulgaristan’dasınız aynı kültürel değerlerle birlikte hem o bağlarınızı güçlü tutacaksınız ve tutuyorsunuz, bir taraftan da Bulgaristan’ın daha iyi bir noktaya gelmesi için çalışacaksınız ve çalışıyorsunuz. Bunda da bir problem yok. Aynen Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızın İzmir’e olan katkısı gibi hiçbir farkı yok. Orada da hedefi de biraz yüksek tutmanız lazım. Eğer bir yerde yaşıyorsak imkânlarımızı, eğitimimizi, hedefimizi yüksek tutup oranın bir Belediye Başkanı, bir milletvekili, bir devlet başkanı, bir yetkili ticaret erbabı, iş adamı yani konumunuz göre Kaymakam, bilim adamı, bilim dünyasının değerli neferleri olmak için de çalışmak noktasındayız. Bu manada size çok daha fazla gayret düşüyor. Sadece bağlarınızı, kültürel bağlarımızı, kültürel değerlerimizi, bizi biz yapan değerlerimizi unutmayalım, kendimizi iyi yetiştirelim, bulunduğumuz ülkede ezilmeden, bilgi gücümüzle, bilgi otoritemizle söz sahibi olalım.

O Fotoğraf Hepimizin İçini Acıttı!

Onun dışında Suriye nüfusu belli. Şimdi iç savaş ve çatışmalardan dolayı bir sıkıntı olunca insanlar hemen sınırdan içeri girdiler. Biz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak buna kalbimizi, gönlümüzü açtık, çadır kentler oluşturduk, sınırda onların altyapısını iyileştirdik. Savaş biter gibi gözüktü ama birilerinin yaptığı plan devam ediyor, bitirmiyorlar. Suriye’deki savaşı bitirmiyorlar. Birileri bitirmek için gayret ortaya koymuyor. Önlemeye gücü olanlar için söylüyorum ve sürekli de grupları birbiriyle çatıştırıyorlar. Şimdi dolayısıyla 3-5 ay, bir yıl sürmesi planlanan bir şey, ondan sonra evlerimize döneriz diye düşündüler. O zaman 300-400 bin olan fakat şimdi sayısı 2 milyon olan Suriyeli vatandaş var.

Şimdi biz kucağımızı açtık ama bu vatandaşlar memleketlerine de dönemedi. Yıl 2011’di şimdi olmuş 2015, hala orada, ülkelerinde bir huzur yok. Sürekli bir çatışma ortamı, can güvenliği yok ve şimdi de İzmir’e kadar gelmişler. Bir de yasadışı insan tacirleri, kaçakçılar var, onlar da o vatandaşları kandırarak onları deniz üzerinden götürüyorlar ve her gün de ölüm haberleri geliyor. Bizim Sahil Güvenliğimiz mesela, biz bir haber aldığımızda harekete geçiyoruz ve deniz üzerindeki ilk planımız göçmen kaçakçılığı değil, göçmen kaçakçılarına konu olmuş insanların can güvenliğidir.

Bir tane fotoğraf düştü mesela hepimizin içini acıtıyor değil mi? Bizim ülkemiz de Suriyeli mültecilere insani manada kucak açtı ve şimdi bu insanlar Suriye’ye dönemiyorlar, can güvenliği yok, çatışma var burada veya başka ülkede bekliyor ve artık bakıyor ki kendi ülkesinden hayır yok. Daha sonra denizin üzerinden 3. ülkelere doğru gidiş yapıyorlar, oraya da giderken yarısı yine denizde ölüyor maalesef. Çoğunun üzerinde can yeleği yok, can yeleği olsa bile 3 kişinin bile gidemeyeceği bota 40 kişi biniyorlar ve maalesef canlarını kaybediyorlar. Onun için Allah hiçbirimizi hiçbir insanımızı vatansız bırakmasın. Buralar hep bizim vatanımız. Siz orada doğdunuz, orası vatan, biz burada doğduk burası bizim vatanımız. Ama biz Türk’üz, aynı soydaşız, birbirimize destek olma noktasındayız ve göz ardı edemeyiz. Onun için bizim bizden başka dostumuz yok derken başka ülke ve insanları karalamak noktasında değil, bizlerin soydaşlar olarak, Türk olarak birbirimize yardımı, dikkati ve zor anlarımızda birbirimizle paylaşmayı yardımlaşmayı sağlamamız gerekiyor. Olayın özü budur. Bunu sağlamak ve geleceğe taşımak ta değerlerimizi devam ettirmekle orantılıdır.

Hepinize tekrar geldiğiniz çok teşekkür ediyorum. Bu manada bu anlayış içerisinde sizlerin de güzelliklerle buluşmanızı dilerim. Geleceğinizin güzel olmasını, ailelerinizle birlikte, güzelliklerle birlikte yaşamanızı dilerim. Umarız ki her şey gönlünüzce ne istiyorsanız o şekilde gerçekleşir Türkiye ve İzmir ziyaretinin de iyi geçmesini diliyorum umarız ki İzmir’den de güzellikler içerisinde güzel duygularla ayrılırısınız.” dedi.

Kaynak: http://www.izmir.gov.tr/genclik-zinciri-kapsaminda-bulgaristandan-izmire-gelen-lise-ogrencileri-vali-topraki-ziyaret-etti

PAYLAŞ